Cennetü’l-Esmâ Nakşı, esmâ-i hüsnâ-yı ilâhiyyenin mânâlarını ve kadîm geleneğimizdeki remizleri bir araya getiren, teberrüken işlenmiş mânevî bir nakıştır.
- Bu mübârek nakış, esmâ-i ilâhiyyeyi yâd etmek, zikr ü tefekküre vesîle olmak ve gönlü Cenâb-ı Hakk’a yöneltmek niyetiyle işlenmiştir.
- Nakış üzerindeki her bir esmâ ve remiz, Hakk’ın kudretini, rahmetini ve kulun O’na olan ilticâsını hatırlatan birer nişâne olarak telakkî edilir.
-
Nazar, hased ve türlü şerlerden muhâfaza niyetiyle hânelerde bulundurulması, kadîm havas ve tasavvuf geleneğinde görülen teberrük anlayışına dayanır.
- Hâneye yalnız bir süs olarak değil; zikri, duâyı, tevekkülü ve mânevî huzûru hatırlatan bir yâdigâr olması niyetiyle işlenmiştir.
- Gönül sıkıntısı ve müşkilât zamanlarında, üzerindeki esmâ-i şerîfeleri yâd etmek kalbi teskin etmeye ve Cenâb-ı Hakk’a ilticâyı tazelemeye vesîle olur.
- Bu nakşın asıl mânâsı, nakşa değil Nakşeden’e; remze değil remzin işaret ettiği Cenâb-ı Hakk’ın kudretine yönelmektir.
“Her bir ilmekte bir esmâ, her bir nakışta bir niyaz; her nazarda Cenâb-ı Hakk’a bir ilticâ vardır.”
Cennetü’l-Esmâ Nakşı; hânede muhâfaza edilen bir süsten ziyâde, gönülleri zikre, duâya ve tevekküle davet eden mânevî bir yâdigârdır.